Melkor Feanor'un yarattığı karışıklıktan yararlanarak Valinor'dan kaçmıştı. Manwe onun eski kalesi Utumno'ya kaçtığını düşünerek Orome ve Tulkas'ı Orta Dünya'nın kuzeyine gönderdi. Ama Orome ve Tulkas Melkor'a dair ne bir ize rastladılar ne de bir söylenti duydular. Çünkü Melkor kendisini kuzeyde arayacaklarını önceden anlayarak güneye yol almıştı.
Karanlıklarda yol alarak Avathar diyarına geldi. Bu topraklar Pelori'nin etekleri altında uzanıyordu. Orada dağların dik yamaçlarında, karanlık denizin eteklerinde, en uzun ve en koyu gölgeler olurdu ve Ungoliant bu karanlık topraklarda yuvasını yaratmıştı. Eldar onun nerden geldiğini bilmez, kimileri onun karanlıktan öylece indiğini söyler. Melkor'un gücünün zirvesinde olduğu zamanlarda efendiliğini reddedip kendi hırsının efendisi olarak Valar'ın saldırılarından kaçarak güneye kaçmıştı. Valar'ın dikkati kuzeyde Melkor'un üzerinde olduğu için güneye önem vermiyorlardı.
Dar ve derin bir koyukta yaşamış kara ağlar örerek örümcek suretine bürünmüş. Orada bulabildiği tüm ışığı emip karanlık ağlar örmüştü.
Melkor Avathar'a gelip onu bulmuştu. Orada karanlık gölgeler içinde , Manwe'den intikam almak için planını Ungoliant ile birlikte tasarlamıştı.Ama Ungoliant Valar'dan korktuğu için Melkor planını reddetmiş ve sakladığı yerden kıpırdamamış.Buna karşılık Melkor ona reddemeyeceği bir teklif yaparak ona altın Laurelin ve gümüş Telperion'u Valar'ın ışığını vaademiş.
Melkor'la birlikte yola çıktıklarında Ungoliant üzerlerine karanlık bir pelerin örtmüş; içindeki nesnelerin görülmediği, gözlerin içini delip geçemediği ; boşluk gibi bir ışıksızlık. Sonra ağlarını iplik iplik işledi. Çıkıntı halindeki kayalardan bağlanarak, ulu Taniquetil dağının güneyinde, uzaklardaki Hyarmentir'in doruğuna varana dek tırmanmışlar. Ungoliant ördüğü iplerden bir merdiven yapıp aşağı sarkıttı; Melkor ona tutunarak tırmandı ve altın Laurelin ve gümüş Telperion'u gördü. Batıdaki uzun yamaçlardan aşağı kayarak inmiş, yanında Ungoliant varmış ve onun karanlığı iksini de gizliyormuş.
Denir ki, Ağaçlar da ışıldarken ışıkları birbirine karışmış, Valinor şehri gümüş ve altın parıltılarıyla dolmuş. Tam o anda Melkor ve Ungoliant, günışığının aydınlattığı Valinor'un düzlüklerinden hızla geçmişler; ve yeşil Ezellohar tepeciğinin önüne gelmişler. Ungoliant'ın ışıksızlığı Ağaçlara kadar yükselmiş ve Melkor kara mızraği ile iki ağacada yüreklerinden saldırıp onları derinden yaralamış, özsuları sanki kanları gibi toprağın üzerine dökülmüş.
Ungoliant, bunları emmiş. Ağaç'tan Ağaç'a giderek kara gagasını kurutana dek onların yaralarına sokmuş, içindeki ölüm zehiri ağaçların içine işlemiş ve yaprakları solmuş ve ölmüşler. Ungoliant özsuları içerken kara dumanlar çıkarıyormuş ve denir ki öylesine devasa ve korkunç bir surete bürünmüş ki Melkor bile Ungoliant'tan korkmuş.


LinkBack URL
Geri Linkler Hakkında




Alıntı İle Cevapla



