Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 12 SonSon
25 Sonuçtan 1 İle 15 Arasındaki Gösteriliyor

Konu: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

  1. #1
    Númenor Elessar İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    31 Ocak 2008
    Yer
    Middle Earth
    Yaş
    23
    Mesajlar
    1.165
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    49
    Yüklemeler
    12
    Favori Oyunu
    BFME2
    Blog Yazıları
    2
    Lorien Puanı
    421
    Elessar's: Men

    Varsayılan Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)



    Yüzüklerin Efendisi İki Kule
    Kitap Özeti


    1 Boromirin Ayrılışı
    Aragorn Frodonun ayak izlerini takip ederek Amon Henin zirvesine tırmandı. Etrafı gözlerken aşağıdan, Nehirin batı yakasındaki ormanlık araziden gelen vahşi Ork çığlıklarını ve onların arasından Boromirin savaş borusunun öttüğünü duydu. Hemen Boromire yardım etmek için harekete geçti. Boromirin yanına ulaştığında çok geç kalmıştı. Ölmek üzere olan Boromir nasıl kendini kaybedip Frodoya saldırdığını, sonra Orkların geldiğini ve Merry ile Pippini esir aldıklarını anlattı. Ölmeden önce de Aragorndan Minas Tirithe gidip halkını kurtarmasını istedi. Aragorn kendini yalnız ve çaresiz hissediyordu. Az sonra Gimli ve Legolas da geldi. Hep birlikte Boromiri, silahları ve borusunu da yanına koyarak, bir kayığa yerleştirdiler ve kayığı Ulu Nehir üzerinden Rauros Şelalelerine yolladılar. Bu arada elf kayıklarından birinin eksik olduğunu; Samle Frodonun eşyalarının da gitmiş olduğunu görünce, ikisinin nehre açıldıklarına ve Mordora doğru yola koyulduklarına kanaat getirdiler. Aragorn seçimini yaptı ve esir hobbitleri kurtarmaya karar verdi. Çünkü Yüzük Taşıyıcısının kaderi artık onların elinde değildi. Buna karşılık Orkların peşine düşüp Merry ve Pippini kurtarabilirlerdi. Orkların arayı epeyce açmış olmasına rağmen, büyük bir hızla Parth Galenden ayrılıp, yola çıktılar.
    2 Rohan Süvarileri
    Aragorn, Gimli ve Legolas, üç gün boyunca neredeyse durup dinlenmeden, Rohan topraklarında takibe devam ettiler. Orklar tahminlerinden de az dinleniyor ve her geçen gün arayı açıyorlardı. İzleri takip ederken Aragorn yerde, Galadrielin hobbitlere verdiği yaprak biçimli broşlardan birini buldu. Bu Grupa ümit aşılayan bir gelişmeydi. Dördüncü gün bir grup Rohan Süvarisine rastladılar. Birlik, Rohan Kralı Théodenin yeğeni, Rohanın üçüncü başkumandanı Éomer tarafından yönetiliyordu. Aragorn onlara yol arkadaşlarını esir alan Orkları takip ettiklerini ve amaçlarının hobbit dostlarını kurtarmak olduğunu açıkladı. Éomer de iki gün önce bir Ork grubuna saldırdıklarını, hepsini öldürmelerine rağmen tarif ettikleri buçukluklara rastlamadıklarını söyledi. Éomer Aragornun, Saruman ve yakında çıkacak büyük savaşla ilgili anlattıklarından ve üçünün bu kadar kısa zamanda katettiği yoldan çok etkilenmişti. Onlara Sarumanın bir ordu oluşturduğunu ve sınırlarını tehdit ettiğini söyledi. Aragorndan görevi tamamlandığında Tekeve gelip kralıyla konuşması sözünü aldıktan sonra, Rohandan özgürce geçmelerine izin verdi. Ayrıca Aragorn ve Legolasa birer de at tahsis etti. Aragorn, Gimli ve Legolas takibe devam ettiler. Gimli, Legolasın atına binmişti. Aynı günün akşamı Fangorn ormanı kıyısına, savaşın olduğu alana ulaştılar. Fakat ne Merryden ne de Pippinden hiçbir iz bulamadılar. Geceyi Fangorn kıyısında geçirmeye karar verdiler. O gece beyazlara bürünmüş, Saruman olduğunu tahmin ettikleri, yaşlı bir adam gördüler ve sonra da atlarının kaçtığını farkettiler.
    3 Uruk-hai
    Bu arada Orklar, Merry ve Pippinle birlikte yola devam ediyorlardı. Grup çeşitli Ork türlerinden oluşuyordu: Dumanlı Dağlardan gelen küçükler, Grishnákh önderliğindeki Mordor Orkları ve Isengarddan gelen, Uglúk adlı bir komutan tarafından yönetilen büyük bir grup Uruk-hai. İlk mola yerinde esirlerin nereye götürüleceği konusunda Orklar arasında anlaşmazlık çıktı. Sonunda Uglúkun dediği oldu ve Isengarda yöneldiler. Aldıkları emir gereği hobbitlere zarar vermeyecek, üstlerini aramayacak ve onları canlı teslim edeceklerdi. Yolun başlarında ikisini de sırtlarında taşıyorlardı. Bir süre sonra kendi başlarına yürütmeye karar verdiler. Ayakta durabilmeleri için tuhaf bir içecek veriyorlardı. Merrynin başındaki yarayı da Ork yöntemleriyle tedavi ettiler. Neredeyse hiç durmadan ilerliyorlardı. Çimenlerle kaplı bir düzlüğe vardıklarında, sisten faydalanan Pippin gruptan ayrılarak, çimenlerin üstüne yaprak biçimli broşunu bıraktı. Arkadaşlarının onları takip etme ihtimaline karşılık bir iz bırakmak istemişti. Fangorn Ormanı yakınlarında, bir bölük Rohan süvarisi Orkları çembere aldı; gece ateş yakıp, gün doğumunu beklemeye başladılar. Orklar süvariler yüzünden panik içindeyken, fırsattan yararlanan Grishnákh Merry ve Pippini aradı ve Yüzükü ele geçirmek için hobbitlerle birlikte kaçmaya çalışırken, Rohan süvarileri tarafından öldürüldü. Hobbitlerin yokluğu farkedilmiş, Orklar arasında karışıklık çıkmıştı. Tam bu sırada ormandan gelen Orklar (Mauhúr)ın sesi duyuldu. Rohan süvarileri saldırıları geri püskürttü. Merry ve Pippin, hâlâ yerde yatıyorlardı. Karanlıkta farkedilmediklerini anlayınca, iplerinden kurtulup, ormanın içlerine daldılar. Güneş doğduğunda ise süvariler ork kampına saldırıp, tüm orkları kılıçtan geçirdiler.
    4 Ağaçsakal
    Merry ve Pippin ormanın içlerine doğru ilerlediler ve yüksekçe bir tepede durumlarının muhasebesini yaparken, bir Ent olan Ağaçsakal ile tanıştılar. Entler garip varlıklardı; Görünüşleri tıpkı ağaca benziyordu. Uzun boylu ve oldukça yaşlılardı. Çok ağır ve sakin konuşuyorlardı. Acele etmekten hazzetmiyorlardı. Ama Ağaçsakal hobbitlerden hoşlanmıştı. Onları alıp evine götürdü. Merry ve Pippin ona yolculuklarını, Shiredan ayrıldıklarından beri başlarından geçenleri, Orklara nasıl esir düştüklerini anlattılar. Fakat Yüzükten hiç bahsetmediler. Ağçsakal da onlara Entleri, tarihlerini, Enthanımlarını ve onları ne kadar özlediklerini anlattı. Bu arada sezgilerinden de bahsetti. Saruman, Entleri tehdit ediyordu. Emrindeki, güneşe dayanıklı Orklar ormanları kesip, tahrip ediyorlardı. Ağaçsakal birden, artık birşeyler yapma zamanının geldiğine karar verdi ve ertesi gün Entmeclisini topladı. Entler pek aceleci bir ırk olmadığı için, Meclisin bir karara varması pek uzun sürdü. Bu arada hobbitler genç sayılan Tezmertek adlı bir Entle arkadaşlık ediyorlardı. Nihayet Isengarda saldırmak konusunda meclis üyeleri fikir birliğine vardı. Isengard, ortasında Sarumanın meskeni Orthanc Kulesinin bulunduğu, etrafı çember şeklinde kayalarla çevrilmiş bir alandı. Ağaçsakal hobbitleri de yanına alarak, diğer Entlerle birlikte Isengarda doğru yürümeye başladı.
    5 Ak Süvari
    Aragorn, Gimli ve Legolas ertesi gün Rohan süvarileriyle Orkların çarpıştığı yeri daha ayrıntılı incelediler ve bir mallorn yaprağı ile lembas kırıntıları buldular. Aragorn izleri okuyarak hobbitlerin ormana girmiş olduklarını anladı. Üçü birden Fangornun içlerine doğru ilerlediler ve sonunda hobbitlerin Ağaçsakalla karşılaştıkları tepeye vardılar. Tepede, önce Saruman zannettikleri, beyazlar içindeki bir yaşlı adama rastladılar. İlk başta ona kuşkuyla yaklaştılar, fakat sonra büyük bir sevinç içinde onun Gandalf olduğunu gördüler. Arif, Balrogla yaptığı savaştan eskisinden de güçlü olarak çıkmıştı ve artık beyazlara bürünmüş bir şekilde dolaşıyordu. Aragorndan yolculuklarının hikayesini dinledi ve onlara Sarumanın hainliğini, Karanlıklar Efendisinin Minas Tirithe saldırmaya hazırlandığını, Merry ile Pippinin durumunu, Entlerin Isengarda ilerlediklerini anlattı. Onların yapmaları gerekenin de, savaşa hazırlanan Rohana gitmek olduğunu söyleyerek, atı Gölgeyeleyi çağırdı. Gölgeyele, Aragornla Legolasın atları da beraberinde olduğu halde, çıkageldi. Hep birlikte Rohan Kralı Théodenin mekanına, Edorasa doğru yola çıktılar.
    6 Altın Konakın Kralı
    Grup hızla yol aldı ve sonunda Kral Théodenin sarayı Altın Konaka vardı. Başlangıçta çok iyi karşılanmadılar; hatta kralla görüşmeden önce silahlarını kapının dışında bırakmaları gerekti. Théoden, danışmanı Grímanın (Solucandil de derlerdi ona) etkisi altındaydı. O yüzden Gandalfın her zaman kötü haberler getirdiğine, onun bir felaket tellalı olduğuna inanıyordu. Gandalf Solucandili safdışı bırakarak kralı dışarıya, açık hava ve gün ışığına çıkardı. Théoden birden Solucandilin karanlık sözlerinin kendisini güçsüz ve yaşlı hissettirdiğini farketti. Gandalfın önerilerini dinleyerek askerlerinin Isengarda savaşa gitmesi için emirler vermeye başladı. Savaşa katılamayacak durumdakilerle, kadınlar ve çocuklar ise tepelerdeki Dunharrow Sığınağına çekileceklerdi. Solucandil bunu doğru bulmadığını söyleyince, Gandalf onun Sarumanın casusu olduğunu açıkladı. Théoden de ona iki alternatif sundu: Ya savaşa katılıp, sadakatini kanıtlayacak, ya da bir daha geri gelmemek üzere Rohanı terk edecekti. Böylece Gríma oradan ayrıldı. Yemekten sonra kral konuklarına zırh, miğfer, kalkan gibi savaş gereçleri, Gandalfa ise Gölgeyeleyi hediye etti. Ordu hazırlıklarını tamamladı. Éomerin kız kardeşi Éowyn, kralın yokluğunda halkı yönetmek üzere vekil tayin edildi ve Rohan Ordusu, başlarında Kral ile Ak Süvari Gandalf olduğu halde, atlarını Batıya doğru sürdü.
    7 Miğfer Dibi
    Yolculuklarının ikinci günü, bir haberci Isen Geçidinde savaşan askerlerin üstüne Sarumanın büyük bir güçle saldırdığını ve Batıağıl Komutanı Erkenbrandın kalan adamlarıyla Miğfer Dibindeki Boruşehire çekildiği bilgisini getirdi. Gandalf büyük bir hızla yönünü Isengarda çevirdi ve diğerlerine de, dağların arasındaki geniş bir vadi olan Miğfer Dibine devam etmelerini söyledi. Ordu Miğfer Dibine vardığında Erkenbrandın henüz gelmediğini öğrendi ve hemen savunma için hazırlıklara başladı. Geceyarısını henüz geçmişti ki, Orklar ve Dunland kırlarından vahşi adamlardan oluşan büyük bir ordunun saldırısına uğradılar. Tüm güçleriyle karşı koymalarına, saldırıları kimi zaman geri püskürtmelerine rağmen, düşman çoğalarak gelmeye devam ediyordu. Bunun üzerine herkes Boruşehir Kulesine ve Dipin mağaralarına çekilmek zorunda kaldı. Şafak sökerken Kral Théoden, Miğferin büyük borusunu öttürerek cenge başladı ve Isengard ordusunu kapana kıstırdı. Aynı anda Gandalf ve yanında bin kadar piyadesi ile Erkenbrand göründü. Ordular Orkları ağaçlaşmış Entler olan Huornların oluşturduğu ormanın içine sürdü. Hiçbir Ork oradan bir daha canlı çıkamadı.
    8 Isengarda Giden Yol
    Aynı günün akşamı Gandalf, Aragorn, Gimli, Legolas, Théoden, Éomer ve Rohirrim ordusundan bir grup, atlarını Isengarda doğru sürdüler. Bu arada Rohanlıların ve Batıağıllıların ölen askerleri için iki büyük höyük açıldı. Ölü Orklar ise, yakılamayacak kadar çok olduklarından orman kıyısına yığıldı. Grup ilerlerken Gimli Legolasa Miğfer Dibinin mağaralarının güzelliğini anlattı ve bir gün beraberce hem Fangorn Ormanını, hem de Mağaraları görmeye karar verdiler. Ent Ormanı boyunca gittiler ve yakın zamanda ölen süvarilerin gömüldüğü bir höyüğe vardılar. Gandalf önceki gece, dağılmış olan askerleri toplayıp, arkadaşlarını gömdürmüş ve sonra da onları Tekevin olduğu Edorasa göndermişti. Gece yarısı Huornlar Orklarla işlerini bitirip, Fangorn Ormanı vadilerine geri döndüler. Sonunda Sarumanın uzun süredir ikametgahı olan ve şimdi Entler tarafından yerle bir edilmiş Isengard Halkasına ulaştılar. Daire şeklinde yarı el yapımı yarı doğal bu alanın ortasında, Orthanc Kulesi hâlâ tüm ihtişamıyla yükseliyordu. Orthanc elf dilinde Yılandişi Dağı, eski Yurt dilinde ise Şeytani Akıl anlamına gelen bir kelimeydi ve anlamı bile Sarumanla ilgili kuşkuları körüklemeye yetiyordu. Oraya ulaştıklarında kapılarda yiyecek, içecek ve pipo otuyla keyif çatan Merry ve Pippine rastladılar. Onlardan aldığı bilgiyle Gandalf ve Théoden, Ağaçsakalı bulmak için kuzey duvarına doğru ilerledi.
    9 Kıyıya Vuran Enkaz
    Aragorn, Gimli ve Legolas hobbitlerin yanında kalıp konuştular. Aragorn onlara Parth Galende bırakmak zorunda kaldıkları küçük kılıçlarıyla, Pippinin broşunu verdi. Hobbitler kaçırıldıklarından beri başlarından geçenleri, Orklarla yaptıkları eziyetli yolculuğu, ormanda Ağaçsakalla karşılaşmalarını, Entmeclisini ve Entlerin Isengarda nasıl saldırdığını anlattılar. Entler kapıları yıkmışlardı ama Sarumanı da kılpayı ellerinden kaçırmışlardı. Sonra Saruman birtakım büyüler yapmış ve bu onları daha da çılgına çevirmişti. Entler ok veya baltalardan fazla etkilenmişe benzemiyorlardı. Ama Orthanca bir zarar verememişlerdi. Saruman da kulenin içinde kapana kısılmıştı. Huornlar Isengardı çepeçevre sarmış ve kaçan Orklara geçit vermemişlerdi. Entler de, içerde taş üstünde taş bırakmamışlardı. Sonra bent ve barajlar oluşturup, Isen Nehrinin sularını Isengarda yönlendirmişler ve böylece tüm gizli mağaralar sular altında kalınca, Sarumanın ateş büyüsü buhar olup uçmuştu. Bu arada Gandalf gelip, Miğfer Dibindeki savaş için yardım istemiş ve bu işle Huornlar görevlendirilmişlerdi. Aynı gün Gríma, Théodenin ulağı olduğunu söyleyerek Isengarda varmıştı. Daha önce Gandalf tarafından Solucandil konusunda uyarılan Ağaçsakal, ona Orthanca girmek veya orada kendisiyle birlikte Kral Théodeni beklemek seçeneklerini sununca, Solucandil çaresiz sele doğru yüzüp, kuleye gimişti. Merry ve Pippin de herşey kontrol altına alındığından beri hem kapıda gözcülük yapıyorlar, hem de sel sularının getirdiği fıçılarda buldukları Güney toprakların mahsulü pipo otlarıyla keyif çatıyorlardı.
    10 Sarumanın Sesi
    Gandalf, Théoden, Éomer, Aragorn, Gimli ve Legolas, Sarumanla konuşmak için Orthanc merdivenlerine gittiler. Bu arada hobbitler ve Rohan süvarileri daha geride bekliyorlardı. Saruman kapısının üstündeki odanın balkonuna çıktı. Önce Théodenle konuşmaya başladı. Çok sakin, hipnotize edici bir ses tonu vardı ve sesi onu dinleyenleri kolayca etkisi altına alabiliyordu. Krala Rohan ile Isengard arasında barış teklif ederek, bunun büyük avantajlar getireceğini söyledi. Sesi Rohan süvarilerinin içlerini rahatlatmıştı ve başta Théoden de ikna olmuş gibi görünüyordu. Fakat sonra teklifi reddetti ve böyle bir barışın ancak Saruman ve Karanlıklar Efendisi yenildiği takdirde mümkün olacağını söyledi. Amacına ulaşamayan Saruman bu kez Gandalfa döndü ve güçlerini birleştirerek beraberce dünyanın düzensizliğini iyileştirmeyi önerdi. Arif de Sarumana, ya aşağıya gelip kendilerine katılmasını ya da Orthancta hapis kalmasını teklif etti. Saruman çok hiddetlendi ve onlara katılmayı reddetti. Bunun üzerine Gandalf onun âsâsını kırdı ve onu arifler divanından azletti. Süvariler, Sarumanın yenilgisini görmüş ve sesinin büyüsünden kurtulmuşlardı. Orthanctan tam ayrılacakken Solucandilin yukardaki pencerelerden birinden, Gandalfa isabet ettirmek amacıyla attığı kristal bir küre, merdivenlerden yuvarlanarak yere düştü. Pippin onu yerden alıp, Gandalfa verdi. Bu billur topun çok önemli bir nesne olduğu belli idi. Sonra Grup, Entlerle birlikte orada kalıp Sarumanın Orthanctan kaçmasını önleyecek olan Ağaçsakala veda etti ve yola çıkmak için hazırlandı.
    11 Palantír
    Gandalf ve yol arkadaşları ile Kral ve süvarileri Edorasa gitmekten vazgeçmiş ve atlarını Miğfer Dibine sürmeye başlamışlardı. O gece vadinin bitimindeki geniş bir alanda kamp kurdular. Pippin Solucandilin Orthanctan fırlattığı zaman eline almış olduğu kristal küreyi çok merak ediyordu. Küre garip bir biçimde onu çekiyordu. Herkes uyuduktan sonra kalkıp, gizlice onu Gandalfın kolunun altından aldı. İçine bakma isteğine karşı koyamadı ve bir süre baktıktan sonra bir çığlık atarak bayıldı. Kampta herkes uyanmış ve etrafına toplanmıştı. Gandalf ona taşla ne yaptığını, içine bakınca ne gördüğünü sordu. Pippin Karanlık Kuleyi, kule etrafında uçuşan dokuz tane yarasa gibi kuşu gördüğünü ve Sauron tarafından sorguya çekildiğini söyledi. Anlattıklarından Sauronun taşın hâlâ Orthancta bulunduğuna ve küçük hobbitin de Sarumanın esiri olarak kulede tutulduğuna inandığı anlaşılıyordu. Sauron Pippine, Sarumana kendisini almak için birini göndereceğini söylemesini emretmişti. Gandalf bu taşın, eski dönemlerde kralların birbirinden uzaktayken haberleşmelerini sağlayan yedi palantírden biri olduğunu söyledi. Böylece Sarumanın Karanlık Efendi ile nasıl iletişim kurduğu da anlaşılmış oluyordu. Gandalf taşı, hem saklaması hem de gerçek sahibi olduğu için Elendilin varisi Aragorna sundu. Bu olaydan sonra Sauronun zaman kaybetmeyeceğini düşündüklerinden hemen Miğfer Dibine doğru ilerlemeye karar verdiler. Tam bu sırada üstlerinden siyah bir gölge geçti. Gölge, artık kanatlı korkunç yaratıklara binen Nazgûllerden biri idi ve görünüşe göre nehri geçmiş, Isengarda gidiyordu. Gandalf diğerlerini uyarıp, vakit kaybetmeden yola koyulmalarını söyledi. Kendisi de, Pippini yanına alarak, Minas Tirithe doğru Gölgeyeleyi büyük bir hızla sürmeye başladı. Artık tehlikeden değil, daha büyük bir tehlikeye doğru kaçıyorlardı.
    Dördüncü Kitap
    1 Sméagolün Ehlileştirilmesi
    Bu arada Frodo ve Sam, Emyn Muilin yalçın tepeleri üzerinden yollarına devam etmeye çalışıyorlardı; fakat dik yamaçlar geçmelerine pek olanak vermiyordu. Dördüncü günün sonunda geçiş yapabilecekleri bir yarık buldular. Frodo aşağıya doğru inmeye başladığı sırada, yükseklerden korkunç bir çığlık sesi geldi. Büyük ihtimalle bu, artık kanatlanmış olan Nazgûllerden biriydi. Sesi duyduğu zaman Frodo dehşetten, biraz aşağıdaki düzlük bir yere kayıp düştü. Sam, Lorien Elflerinin kendisine verdiği ipi kullanarak Frodoyu kurtardı. Sonra ikisi de ipin yardımıyla aşağı indiler. Peşlerinde olduğunu tahmin ettikleri Golluma çok net bir işaret olacağı için ipi orada bırakmak istemiyorlardı. Ne yapacaklarını tartışırlarken, ip bir şekilde bağlandığı yerden çözülüp, düştü. Geceyi rastladıkları bir kayanın dibinde geçirmeye karar verdiler. Az sonra Gollum yakınlarındaki bir yamaçtan aşağı inmeye başladı. Bir örümcek gibi çevik ve sinsi bir biçimde uçurumun dibine yaklaştı ama son adımda, tutunacak yer bulamayıp düştü. Sam onun düşüşünden faydalanıp, üzerine atıldı ama Gollum ani bir hareketle kollarını Same dolayıp, omzunu ısırdı. Neyse ki Frodo yardımına yetişti ve Gollumu etkisiz hale getirdi. Gandalfın öğüdünü dinleyen Frodo, Gollumu öldürmekten vazgeçti. Hatta onu, Mordora giden yolda onlara yol göstemeye ikna bile etti. Fakat kısa bir süre sonra Gollum kaçmaya çalıştı. Frodo ve Sam onu yakalayıp, elf ipiyle bağladılar. İpi elfler bükmüş olduğundan Golluma çok acı veriyordu. İpi çözmeleri karşılığında Gollum, bir daha kaçmaya yeltenmeyeceğine Yüzük üzerine yemin etti. Böylece onu çözdüler ve ay yükselirken, üçü birlikte dere yatağı boyunca, bataklıklara doğru ilerlemeye başladılar.
    2 Bataklıklardan Geçiş
    Gollumun rehberliğindeki hobbitler, Mordorun Kara Kapılarına doğru ağır ağır yol alıyorlardı. Orkların cirit attığı açık araziden gitmeleri tehlikeli olacağı için, Gollum onları bataklıktan geçen ve az bilinen bir yoldan götürecekti. Dere yatağının bitimine ulaştılar ve İkinci Çağın sonundaki Nihai İttifakta, Karanlıklar Efendisi ile yapılan savaşta ölmüş olan askerlerin gömüldüğü Ölü Bataklıklardan geçmeye başladılar. Gece inerken garip ışıkların yandığı bu uğursuz arazide, bataklığın dibinde yatan ölülerin yüzleri de seçilebiliyordu. Gollum onlara ışıklara ve Ölü Yüzlere bakmamalarını tembihledi. Bataklığın sonlarına doğru üzerlerinden uçan bir Nazgûl, Gollumu dehşete düşürdü. Yüzüktayfları belki de Yüzükün varlığını ve yaklaştığını hissediyorlardı. Bu arada Mordora yaklaştıkça Yüzük Frodoya daha da ağır gelmeye başlamıştı. Kara Ülkeyi çevreleyen dağlara, Mordorun önünde uzanan terkedilmiş, boş topraklara vardıklarında Gollumla yola çıkışlarının beşinci günüydü. Herşeyin çürüdüğü, hiçbir canlının hayat bulamayacağı o ıssız ve virane topraklar morallerini bozmuştu. Zar zor bulabildikleri bir çukurda günü geçirirlerken Sam, Gollumun içinde iki farklı kişiliğin hakimiyeti ele geçirmek için savaştığını farketti: İyi kalpli Sméagol ile kötü kalpli Gollum. Yüzükü ele geçirmekle ilgili bu iç hesaplaşmada Gollum diğerine üstünlük sağlıyor gibiydi. Karanlık çökmeye başladığında Kapıya doğru ilerlediler. Nazgûl üç kez üzerlerinden geçti. Gollum korkup, geri dönmek için yalvardıysa da, Frodonun kesin talimatıyla onlarla birlikte ilerlemek zorunda kaldı.
    3 Kara Kapı Kapalı
    Ertesi gün sona ermeden Grup Mordorun Kara Kapısına varmıştı. Kapı, iki kenarında yükselen kuleler olan Mordorun Dişleri ile korunuyordu. Bunlar uzun zaman önce Gondorlu İnsanlar tarafından yapılan ama daha sonra Sauronun güçlerince istila edilmiş olan iki yüksek kuleydi. Sauronun geleceğini bilmediği veya giriş için gereken parolayı söyleyemeyen hiç kimse Kapılardan geçip, Mordora giremezdi. Hobbitler Kapıdan geçemeyeceklerini anlamış, ümitsizlik içinde bekliyorlardı. Bu arada bir sürü savaşçı, çok büyük bir ork ordusu, kapıya giden yollarda ilerlemekteydi. Doğudan ve Batıdan gelen sayısız ordu da Mordora giriyordu. Birden Gollum, eğer Frodo doğrudan Kara Kapıdan geçecek olursa Kıymetlisini tamamen yitireceği korkusuyla daha önce kullanmış olduğu başka bir yol önerdi. Tarifine göre, önce güneye, terkedilmiş şehir Minas Ithile kadar gidecek, daha sonra da Cirith Ungol geçidine ulaşacaklardı. Gerçi yüksekteki bu geçit hakkında korkunç söylentiler vardı ama hobbitler bundan habersizdiler. Golluma göre o yolda dikkat çekmeden ilerleme şansları daha fazlaydı ve Karanlık Efendi Gözünü öncelikle Ulu Nehir boyuna diktiği için, eski hisar çevresi çok da iyi korunuyor olamazdı. Gollum Mordordan kaçışı sırasında o yolu kullanmıştı ama anlattıklarından bu kaçışın Sauron tarafından bilindiği, hatta bilhassa tertiplendiği çıkarılabilirdi. Frodo, ufak bir tereddütten sonra, bu planı kabul etti.
    4 Baharatlar ve Tavşan Yahnisi
    Güneye doğru, mümkün olduğunca hızla ilerleyerek, Ithiliene ulaştılar. Buranın ılıman bir iklimi ve ağaçlar ile çeşitli otlardan oluşan bir bitki örtüsü vardı. Anlaşılan Sauron bölgeyi yeni zaptetmiş ve henüz harap edememişti. Günü geçirmek için, eğreltiotlarının oluşturduğu bir yarığa yerleştiler. Sam artık erzakları konusunda ciddi endişeler duymaktaydı. Yiyecek olarak sadece lembas kalmıştı, o da onlar Orodruine varana kadar zar zor yetecek gibiydi. Ayrıca günlerdir sıcak bir ev yemeğinin hayalini kuruyordu. Sonunda kendisine yiyecek aramaya çıkan Gollumdan hobbitlere uygun birşeyler avlamasını istedi. Gollum da az sonra bir çift yavru tavşanla geri döndü. Sam hemen oracıkta bir tavşan yahnisi yaptı. Üstelik Shiredan beri sırtında taşıdığı kap kacağının işe yaramasından da çok memnun gözüküyordu. Yemeklerini bitirdikten sonra, Sam kapları yıkamaya gittiğinde ateşi söndürmeyi unuttuğunu farketti. Tam bu sırada ateşten çıkan dumanları ve yahninin kokusunu alan dört Gondorlu asker, hobbitlerin çevresini sardı. Askerlerden biri Minas Tirirthli komutan Faramirdi. Frodo yolculuklarıyla ilgili birkaç şey söyledi, Boromirden ve onun Ayrıkvadiye getirdiği bilmeceden bahsetti. Faramir bununla çok ilgilendi ve hobbitlerin yolculukları hakkında doğruyu söylediklerine ikna oldu. Fakat önce Karanlık Efendinin hizmetine geçen ve Mordora doğru ilerleyen bir grup Haradlı insanı pusuya düşürmesi gerektiğinden, iki adamını onların yanında bırakarak savaşmaya gitti. Frodo ve Sam muhafızlarla konuşurken, uzaktan boruların ve çarpışamanın sesleri duyuldu. Saklandığı yerden savaşı izleyen Sam, o anda eski Shire tekerlemelerinde adı geçen ama hayatında hiç görmediği bir yaratıkla, bir ev kadar büyük, gri renkli bir hayvanla, karşılaştı: Bir Fül idi bu.
    5 Batıdaki Pencere
    Akşamüstü Faramir, sağ kalan adamlarıyla birlikte geri döndü ve Frodoyu bir süre sorguya çekti. O, Boromirin kardeşiydi ve Frodonun anlattığı hikayedeki bazı eksik noktalar onu şüphelendirmişti. Çünkü Boromirin cesedinin içinde yattığı bir kayığı Ulu Nehirde görmüştü. Ama borusu kayığın içinde değildi. Faramir ayrıca Boromirin belindeki zarif kemeri de farketmişti. Aradan bir zaman geçtikten sonra ise boru iki parça halinde kıyılara vurmuştu. Bu bilmece gibi gelişmeler sonunda Faramir, Frodo ve Samin kendisiyle gelmesine karar verdi ve onları gizli sığınaklarına götürdü. Yol boyunca da kâh Isildurun felaketinden, kâh Boromirden, kâh düşlediği gelecekten bahsetti. Frodonun birşeyi gizlediğini anlıyor ama onu zorlamak istemiyor gibiydi. Sığınağa giden yolun son kısmında hobbitlerin gözlerini bağladılar. Gözlerini açtıklarında Batıya bakan bir kapı eşiğinin önündeydiler. Kapı, ince bir perde gibi görünen minik bir şelalenin ardındaki mağaraya açılıyordu. Hobbitler orada uzun bir aradan sonra mükellef bir ziyafet çektiler. Yemeğin ardından Faramir onları mağarının gerisinde bir girintiye götürerek, konuşmaya devam etti. Her zaman kazanmak isteyen ve çok güçlü bir savaşçı olan Boromirin aksine Faramir savaştan çok hoşlanmayan, eski öykü ve geleneklere, özellikle de elflere ilgi duyan, bilgece bir adamdı. Onlarla uzun uzun konuştu; Minas Tirithi ve geçirdiği savaşları, Gondorun tarihini, Rohirrimlerle yapılan işbirliğini, savaşlarla güçlendiklerini ama irfanlarının gelişemediğini anlattı. Frodo da ona Yüzük Kardeşliğinin yolculuğundan, atlattıkları badirelerden -Yüzük meselesinden kaçınarak- bahsetti. Konu Elflere ve Lóriene geldiğinde, Sam Yüzükü ağzından kaçırıverdi. Frodo ve Sam korku içinde beklerken, Faramir sözünün eri bir kişi olduğunu gösterdi ve Yüzükü değil almak, görmek için bile bir girişimde bulunmadı.
    6 Yasak Havuz
    Gecenin ilerleyen saatlerinde Gollum sığınağın yakınlarındaki havuzda görüldü. Oranın gizli bir yer olduğunu bilmeden ve başına gelebileceklerden habersiz, balık avlıyordu. Gondorun kurallarına göre mağaralara izinsiz yaklaşan kişinin cezası ölümdü ama Faramir Frodoyu uyandırıp, onun fikrini almayı tercih etti. Frodo bu yaratığı tanıdığını ve onu kendilerine yol gösterdiğini açıklayıp, onu öldürmemelerini istedi. Faramir onun özgürce arazide dolaşmasını istemiyordu; o yüzden Frodo gidip, onu yanına çağırdı. Tam bu sırada muhafızlar Gollumu yakalayıp, gözlerini bağladılar ve mağaraya getirdiler. Faramir onu sorguladı ve bir daha mağaralara hiç gelmeyeceğine dair yemin etmesini istedi. Sonra Frodo ve beraberindekilerin Gondorda bir yıl bir gün süreyle serbestçe dolaşmasına izin verdi. Gollumun içindeki kötülüğün artmakta olduğunu hissederek, bunu Frodoya söyledi. Ayrıca Cirith Ungola gideceklerini öğrenince de, oranın lanetli ve tehlikeli bir yer olduğu, çok dikkat etmeleri gerektiği konusunda onları uyardı.
    7 Kavşağa Yolculuk
    Sabah, kahvaltıdan sonra Faramir hobbitlerin her birine, bulma ve geri dönme erdemleri olan kalın birer değnek ve bir miktar erzak verdi. Sonra Gollumu da yanlarına alarak, Faramir önlerinde olduğu halde, sığınaktan ayrıldılar. İki gün Ithilien ormanı içinden güneye doğru ilerlediler ve Minas Ithilden Osgiliatha giden yolun kalıntılarına ulaştılar. Gollum daha hızlı gitmekte acele ediyordu, içinde bulundukları tehlikeden dolayı gergindi. Çok az dinlenerek Osgiliathdan, kuzey-güney yoluyla kesişen Kavşaka doğru doğuya döndüler. Ertesi gün Mordordan bir karanlık yayılmaya başladı. Adeta gün doğmadı ve sanki hep şafak sökermiş gibi bir alacakaranlık kapladı ortalığı. Bu arada uzaktan gök gürültüsü veya davul gümbürtüsüne benzer sesler duymaya başlamışlardı. Sonunda Kavşaka vardıklarında, büyük bir kral heykelinin, vahşi ellerce tahrip edilmiş olmasına rağmen, hâlâ orada durduğunu gördüler. Güneş bulutla kapanmadan önce, koparılıp yere atılmış olan kralın başı çevresindeki otlar, güneşin ışınlarıyla bir taç gibi parıldadılar ve bu görüntü Frodoya yeni bir umut aşıladı.
    8 Cirith Ungolun Merdivenleri
    Yolcular, karanlıklar içindeki Minas Morgul kentini geçtiler. Frodo Yüzükün kendisini oraya doğru çektiğini hissetti ve ancak Samin sayesinde bu isteğe karşı koyabildi. Fakat Yüzük gittikçe ağırlaşıyordu ve Frodo bu yükün altında eziliyordu. Tam tekrar yola koyulacaklarken şehrin kapıları açıldı. İçinden Yüzüktayflarının komutanı tarafından bizzat yönetilen ve Gondora doğru ilerleyen devasa bir ordu çıktı. Frodo, Yüzükü takmamak için büyük bir irade savaşı verdi. Sonunda ordunun tamamı köprüyü geçtiğinde onlar da uzun ve dik merdivenleri tırmanmaya başladılar. Onu daha uzun ama daha az dik olan başka merdivenler izledi. Yüksekte, yönelmekte oldukları geçidi ve geçitteki gözetleme kulesini farkettiler. Devam etmeden önce biraz dinlenmeye karar verdiler ve kuytu bir yere oturdular. Frodo ve Sam konuşurken Gollum uzaklaşmıştı. Sonra ikisi de uyuyakaldılar. Sam uyandığında Gollum Frodonun üstüne doğru eğilmişti. O anda kötü bir niyeti olmamasına rağmen Sam Golluma hiç güvenmiyordu. Hemen Frodoyu uyandırdı. Frodo Golluma, anlaşmanın sonuna geldiklerini ve isterse özgür olduğunu söyledi. Çünkü bundan sonrasını Samle birlikte gidebileceklerdi. Ama Gollum kendisi olmadan geçidin tepesine ulaşamayacaklarına onları ikna etti ve üçü tekrar yola koyuldular.
    9 Shelob'un İni
    Gündüz mü gece mi olduğunu anlayamadıkları bir havada yola devam ettiler. Kısa bir süre sonra, büyük bir dağ duvarına rast geldiler. Duvarın dibinde bir mağaranın ağzı vardı. Ardındaki tünelden çok iğrenç bir koku geliyordu. Nerdeyse Moriadan da karanlık olan geçidin içine doğru ilerlediler. Tünel çok uzundu ve arada sırada yan yollara açılarak, daha da yukarılara gidiyordu. Gollumun birkaç adım gerisinde yürüyen hobbitler kokunun, yan yollardan birine yaklaştıkları zaman daha da ağırlaştığını hissettiler. Orayı geçince hava biraz iyileşti ve sonunda ana tünelin bir çatal yaptığı yol ağzına ulaştılar. Gollum ortada yoktu. İki yoldan birinin girişini bir kaya kapatmıştı. Mecburen diğer yolu tutmaya karar verdiler. Tam bu sırada arkalarında hırıltıyla fokurdama arası bir ses duydular. Karanlıkta hiçbir şey göremiyorlardı ki, Sam Galadrielin armağanı olan Yıldızcamını hatırlattı Frodoya. Frodo, arkasından yaklaşan bir sürü minik gözden oluşmuş iki kümeye doğru, bir elinde ışık, diğerinde Sting olduğu halde, ilerledi. Gözler ışıktan rahatsız olmuştu ve gölgelerin içine çekildi. Fırsattan yararlanan hobbitler çabucak koştular ve çıkışın dev bir örümceğin olması muhtemel sıkı bir ağ ile kapatılmış olduğunu gördüler. Frodo kılıcıyla ağı parçaladı ve birkaç adım ötedeki geçide doğru koşmaya başladı. Sam arkasından geliyordu ve tabi ki tünelde gördükleri yaratık da: Shelobdu o; dev bir dişi örümcek. Asırlardır orada yaşayan, tünelden geçenlerle beslenen ve Sauronun da varlığından haberdar olduğu bir Gözcü. Gollum onunla pazarlık yapmış ve kendisine yiyecek getireceğine söz vermişti. Hobbitlerden arta kalanlar arasında, Shelobun umursamadığı kıymetlisini bulmayı umuyordu. Frodo ve Sam geçidin yukarısına doğru koşarken, Shelob da yan yolların birinden çıktı ve Frodonun peşinden koşmaya başladı. Sam tam beyine yardım edecekken Gollum tarafından engellendi. Oracıkta Gollumla boğuşmaya başlayan Sam, tam ona son darbeyi vuracakken, Gollum tünelin içine kaçtı. O da zaman yitirmeden Frodonun arkasından seğirtti.
    10 Efendi Samwiseın Seçimi
    Sam patikaya geri döndüğünde Shelobu Frodonun vücudunun üstünde buldu. Kızgınlıktan deliye dönmüştü ve hiddetle dev örümceğe saldırdı. Stingi de eline aldı ve Shelobun bir gözüne sapladı. Sonra karnının altına girdi ve Shelob kendini bütün ağırlığıyla Samin üzerine bırakırken, Samin dik tuttuğu kılıç, Shelobda derin bir yara açtı. Bu acıya dayanamayan dev örümcek deliğine kaçtı. Sam hemen Frodonun yanına koştu. Shelob onu zehirli iğnesiyle sokmuştu. Hiçbir yaşam belirtisi görünmüyordu. Umutsuzluk içinde kıvranan Sam ne yapacağını düşünmeye başladı. Sonunda meseleyi kendi başına halletmeye karar verdi. Frodonun kılıcını, Galadrielin Işığını ve Yüzükü aldı. Birkaç adım atmıştı ki, Orkların ayak seslerini duydu. Korkuya kapılarak Yüzükü taktı. Orklar Frodoyu bulduktan sonra da onları takip etmeye başladı. İki ayrı gruptan olduklarını farkettiği Orkların konuşmalarını anlayabiliyordu. Büyük ihtimalle bu Yüzükün bir marifetiydi. Gruplardan biri tepedeki gözetleme kulesinden, diğeri Minas Morguldan geliyordu. Orklar, Frodoyu aldılar ve onu tünele taşıdılar. Sam de arkalarından yetişerek, takip etmeye başladı. Biraz önünde yürüyen iki grubun komutanlarının konuşmalarını dinliyordu. Sözlerinden Frodonun aslında hâlâ yaşıyor olabileceğini anladı. Ayrıca Minas Morgullu komutan tutsağın yalnız olmadığını da tahmin ediyor ve etrafta dolaştığını sandığı savaşçı konusunda tetikte olmalarını öneriyordu. Konuşarak ilerleyen ve Frodoyu kulenin tepesinde esir tutmayı planlayan Orklar, iki kanatlı geniş bir kapıdan girdiler ve Sam daha geçemeden kapıyı sürgülediler.


    Yazan: Aslı Silverberry
    Son Düzenleme Elessar Tarafından 21 Mayıs 2010 04:36 Tarihinde Yapıldı.

  2. #2
    gowcaizer İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    16 Şubat 2008
    Mesajlar
    29
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    313

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    Yüzüklerin Efendisi - iki Kule kitabını E-Kitap olarak aşaıdaki ilişimden(link) indirebilirsiniz.

    [Dear Guest/Member you can't see link before replyclick here to register]

  3. #3
    Özel Üye
    Katılım Tarihi
    02 Mart 2008
    Mesajlar
    114
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    316

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    bu kitabın karakterleri düzgün mü acaba
    daha öncede indirmiştim yazı çok bozuktu harfler eksikti

  4. #4
    gowcaizer İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    16 Şubat 2008
    Mesajlar
    29
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    313

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    Ben kontrol ettim, herhangi bir sorun yok...

  5. #5

    Katılım Tarihi
    16 Şubat 2008
    Mesajlar
    3
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    0

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    teşekürler ellerine sağlık

  6. #6

    Katılım Tarihi
    13 Mayıs 2008
    Mesajlar
    46
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    298

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    gowcaizer saol kardeş

  7. #7

    Katılım Tarihi
    19 Mayıs 2008
    Mesajlar
    36
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    296

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    sağol dostum:)
    Son Düzenleme BARIŞ Tarafından 25 Haziran 2008 17:41 Tarihinde Yapıldı.

  8. #8
    serkan aragorn İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    21 Eylül 2008
    Yaş
    26
    Mesajlar
    92
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    275

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    ben de pdf sini arıyordum sagolun

  9. #9

    Katılım Tarihi
    02 Ekim 2008
    Yaş
    17
    Mesajlar
    22
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    267

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    çok teşekkürler

  10. #10
    bugrasahin95 İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    23 Eylül 2008
    Mesajlar
    207
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    281
    bugrasahin95's: Elves

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    çok güzel olmuş

  11. #11

    Katılım Tarihi
    05 Kasım 2008
    Mesajlar
    3
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    0

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    çok saol..............

  12. #12

    Katılım Tarihi
    22 Ekim 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    44
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    264

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    sağolun. güzel paylaşım

  13. #13

    Katılım Tarihi
    29 Aralık 2008
    Yer
    kahta
    Mesajlar
    3
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    0

    Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    ya bilgi yarışması çıkarın..

  14. #14

    Katılım Tarihi
    12 Kasım 2008
    Mesajlar
    8
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    0
    Yüklemeler
    0
    Lorien Puanı
    0

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    teşekkürler....

  15. #15
    ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳ Қقf қكF Herugrim İsimli Üyenin Resmi
    Katılım Tarihi
    13 Aralık 2008
    Yer
    Edoras
    Mesajlar
    633
    Tournaments Joined
    0
    Tournaments Won
    0
    Mesaj Değerlendirme
    İndirmeler
    8
    Yüklemeler
    0
    Favori Oyunu
    ROTK
    Lorien Puanı
    301
    Herugrim's: Men

    Varsayılan Cevap: Yüzüklerin Efendisi İki Kule (Kitap)

    Arkadaşlar kitapla filmin senaryosu birbirinden farklımı yani olaylar daha ayrıntılımı ?

Konu Bilgilendirmesi

Bu Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar

Şuanda 1 Kullanıcı Bu Konuya Bakıyor. (0 Üye 1 Ziyaretçi)

Benzer Konular

  1. Yüzüklerin Efendisi (İki Kule)
    Yüzüklerin Efendisi: İki Kule Forumunda, Başlatan: Gandalf
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 21 Mart 2012, 22:59
  2. Yüzüklerin Efendisi İki Kule (2002)
    Yüzüklerin Efendisi: İki Kule Forumunda, Başlatan: Elessar
    Cevap: 9
    Son Mesaj: 21 Mart 2012, 22:59
  3. Yüzüklerin Efendisi Yüzük Kardeşliği (Kitap)
    Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Forumunda, Başlatan: Elessar
    Cevap: 45
    Son Mesaj: 21 Mart 2012, 22:48

Mesaj Yazma Kuralları

  • Yeni Konu Açamazsınız
  • Mesajlara Cevap Yazamazsınız
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı Düzenleyemezsiniz
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0